9 Kasım 2010 Salı

Pişmanlıklar...


Keşkeler geçiyor insanın içinden hatta bazen pişmanlıklar.
Kaldıramıyor insan bazen bu yükü.
Madem altında kalıyoruz, haydi bana uzat seninkileri.
Bari birimiz diğerinin yerine dirensin...

Bir akşam vaktiydi, günlerdense yaz...


Veda yazımda;
"Sevmemek, bir anda unutmak, özlememek ne mümkün.
Ne kötü ki böyle olduğunu söyleyemedim bile" yazmışım. Aslında vurgulamaya çalıştığım şey sevdiğim, unutmadığım ve özlediğimdi.
Şimdi elimde ve içimde kalanlara bakıyorum.
Ne çokmuş yaşanmışlıklar.
Gözlerim açıkken bile rüya görüyorum bazen.
Ve ne tuhaf ki o kavgalar, yalnız bırakmalar ve uyumsuzluklardan eser yok bu rüyalarda.
Dilerim canı benden çok yanmıyordur.
Bağlılığı iki kişinin arasındaki can damarı gibi düşünürsen, o kopunca iki tarafta kan kaybediyor ve acıyor.
Yüzüme çarpanları ne ben anlatabilirin, ne de siz anlayabilirsiniz.
Umud ediyorum çabuk iyileşiriz, çünkü çok acıyor...

8 Kasım 2010 Pazartesi

Veda




B planım yoktu.
Aslında demek istediğim bu bile değildi ya.
Bu kadar acıyacağını tahmin etmemiştim.
Ne koyarsam koyayım üstüne hala kanıyor bu yara.
Çokta şanslı değilim, etrafımda sağlam ağaçlarım yok.
Sadece bir kaç fidan var tutunmaya çalıştığım.
Ben bile şaşırdım bu salak duruma.
Böyle olmamalıydı diyorum günlerdir.
Anlatamadım hiç bir şeyi.
Zaten çoğu zaman anlatamadım ya, bu da ayrı bir ironi.
Sevmemek, bir anda unutmak, özlememek ne mümkün.
Ne kötü ki böyle olduğunu söyleyemedim bile.
Şimdi çekildim kabuğuma fırtınanın uğultusundan başka bir şey duyamıyor,
Esintisinden başka bir şey hissedemiyorum...

23 Temmuz 2010 Cuma

Singing in the Rain...


Hani baharda yağmur yağdığında ıslanmak ister bir yanın, bir yanın ise halinden memnun kuru kalmayı tercih eder.
Sonra önce elin gider yağmura, sonra yavaş yavaş bedenin.
Yüzünü gökyüzüne döner ve ıslak bir gülümseme atarsın.
Sonra bedenin ıslanır, ellerin, dudakların derken teslim alır seni o büyülü his.
Toprak kokar ortalık bir anda ve sen bir kez daha tadını çıkarırsın ait olduğun doğanın.
Özledim sanırım, yağmurda ıslanmayı ve bedenimden suyun akıp gitmesini.
her seferinde arındığımı düşünürüm yağmurla.
Yine akıp gitsin istiyorum bedenimden damlalar.
Hadi, yağ artık, bak seni bekliyorum...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Hayattan Beklentiler Üzerine...



Sizin de hayatta "neredeyim ben şimdi" dediğiniz anlar eminim ki oluyordur.
Bu koşuşturmacalı hayatın içinde bir an duraklayıp nefes almak ve doğru yolda olup olmadığımızı kontrol etmek çok nadir gelir aklımıza.
Çoğumuz hayatın değil de ihtiraslarımızın yolunda ilerleriz aslında.
Daha büyük ev, araba, TV derken aslında istediğimizin bir parça huzur ve sıcacık bir sevgi olduğunu anlarız bu kısa anlarda.
Hayattan ne bekliyorsun?
Bu soruyu babam bana çocukken sorar ve;
"oğlum, hayattan ne istediğini bileceksin ve hergün yarım saat, haftada 1 saat, ayda 1 gün ve senede 1 hafta BİZATİHİ kendine ayıracaksın" derdi.
Evet, insanın kendisi için tercih edilmiş yalnızlıklar yaratmasından bahsederdi babam...
Şimdilerde yine bir sorgu, sual ve nefes alma süreci içindeyim.
Nerdeyim, ne yapıyorum ve nelere sahibim...
Aslında çoğu zaman nelere sahip olamadığımı düşünürdüm.
eğitimim ve kişisel gelişimim için harcadığım o kadar zaman ve emek ile elde ettiğim kazanımlarım gözüme hiç görünmezdi.
Ve sen..
Hayattan ne bekliyorsun?